Yargıtay’dan tüketici kredisine kefil olanları ilgilendiren çok önemli bir karar geldi. Karara göre bankaların sunduğu tüketici kredilerine kefil olanlar, borcun ödenmemesinden dolayı kendileri aleyhine icra takibi yapılması durumunda şartlar oluştuğu taktirde icra takibinin iptalini sağlayabilecek. İşte o önemli karar;

Özet: Tüketici kredisine KEFİL OLAN aleyhine icra takibi yapılabilmesi için, alacaklının asıl borçlu aleyhine icra takibi yapması gerekir, yapılan takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifası istenemeyeceği için, süresiz şikayetle takibin iptaline karar verilmesi gerektiği hakkında T.C. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2017 tarihli kararı.

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/8345
K. 2017/1710
T. 09.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından tüketici kredisi ve rehin sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayetleri ile birlikte 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10/3. maddesi uyarınca; alacaklının asıl borçluya başvurup takibin semeresiz kalmasından sonra kendisine başvurabileceğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, 7 günlük itiraz süresi içinde icra dosyasına itirazda bulunulması gerektiğinden bahisle istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda, takip konusunun tüketici kredisi olduğu ve şikayetçi borçlunun söz konusu kredi sözleşmesinin kefili olduğu, takibin asıl borçlu ile beraber şikayetçi kefil hakkında başlatıldığı görülmüştür.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinin 3. fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmünü içermektedir. Bu nedenledir ki; alacaklı, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez.
Bu konudaki başvuru, İİK.nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, anılan hüküm emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olmakla, borçlunun, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvuru hakkı vardır.
O halde mahkemece, şikayetin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hiç yorum yapılmamış

Yorum yapın